'Aile şirketlerinin 3. Nesle geçme oranı yüzde 9'
EGİAD, TKYD ve TAİDER'in düzenlediği Anadolu Seminerleri'nin İzmir programında aile şirketlerinin 3. nesilden sonra da yaşaması için kurumsallaşma ve profesyonel yönetimin önemi anlatıldı. Türkiye'de toplam şirketlerin yüzde 92'sini oluşturan aile işletmelerinin başarısının ülke ekonomisine katkısı vurgulandı
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), kurumsal yönetim anlayışını yurt çapına yaymak amacıyla sürdürdüğü Anadolu Seminerlerine 2025 yılında da devam ediyor. 2025 Yılında TKYD Anadolu Seminerleri’nin İlk Durağı İzmir oldu.
Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetim Uygulamaları Paneli Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi, Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER), Aon Türkiye, Hedef Filo Partner Kuruluş iş birliği ve Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ev sahipliğinde İzmir’de EGİAD Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Merkezi'nde düzenlendi.
Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetim Uygulamaları Paneli’nin açılış konuşmalarını TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı ve TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Olten yaptı. İstanbul Ekonomi Araştırma Yönetici Ortağı ve TKYD Ekonomi Danışmanı Can Selçuki, "Türkiye'nin Politik ve Ekonomik Gündemi" ile ilgili konuşma gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz’un yaptığı panelde TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, Aon Türkiye Eş-CEO’su Selda Oknas Tanbay, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ve Çağdaş Cam A.Ş. CEO’su Serdar Pirinç konuşmacı olarak yer aldı.
Açılış konuşması yapan EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, aile şirketlerinin ülkemizin ekonomik yapısının temel taşlarından biri olduğunu belirterek, ‘’İstihdam yaratır, yenilikçi çözümler üretir ve ekonomiye yön veren dinamiklerin başında gelir. Bu şirketlerin büyük kısmı üçüncü kuşağa ulaşamadan küçülüyor ya da tamamen ortadan kalkıyor. Bu noktada, kurumsallaşma hayati önem taşıyor. Kurumsallaşma, bir şirketin kişilere bağlı kalmadan, sağlam yönetim yapısıyla nesilden nesile aktarılmasını sağlayan en güçlü araçlardan biri. Duygusal bağ ve aile içi ilişkilerin kararları gölgelemediği, profesyonel yönetimin olduğu şirketler, uzun vadede dayanıklı ve başarılı olur. Kurumsal yönetim ilkeleri aile şirketlerinin bugünü kadar, yarınlarını da güvence altına alır. Aile anayasası gibi araçlar, ortak değer ve beklentileri netleştirerek, çatışmaların önüne geçer. Bağımsız yönetim kurulları objektif bakış açıları getirerek, büyüme stratejilerine daha sağlam temel oluşturur. Unutulmamalıdır ki, kurumsallaşma yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir fırsat’’ ded.
Dünyada ve ülkemizde kurumsallaşma sürecini başarıyla tamamlayan pek çok aile şirketi olduğu bilgisini veren Özhelvacı, ‘’Köklü geçmişi olan şirketler, kuralları ve profesyonel yöneticileri ile hem aile değerlerini korudu hem de küresel pazarlarda rekabetçi konum elde edebildi. Bu iyi örneklerden ilham alarak, kendi şirketlerimizi geleceğe sağlam adımlarla taşıyabiliriz. Teknolojik gelişmeler hem krizleri hem de fırsatları barındırıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Riskler Raporuna göre, teknolojik gelişmeler, jeopolitik dinamiklerle birleşerek, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında yeni kazananlar ve kaybedenler tablosu oluşturacak. Ülke olarak aile işletmelerimizle birlikte kazananlar listesinde yer almalıyız. Aile şirketlerimizi yüksek teknoloji kullanımına, yüksek katma değerli üretime yönlendirmemiz gerekiyor. İhracata yönelecek aile şirketlerimizle de dış ticaret açığımızı azaltmak son 100 yıldır dünya ekonomisinden aldığımız yalnızca yüzde 1’lik payı büyütmek ve yüksek teknoloji ihracatında yüzde 3 barajını aşmak tamamen bizim elimizde. Fırsatları değerlendirebilmek için önceliğimizi eğitime vermeli, analitik düşünebilen, bilgiye ve bilime açık nesiller yetiştirmeye odaklanmalıyız. Geleceğin dünyasında yerimizi almak için geç kalmadan harekete geçmeliyiz! Genç nüfusumuz, teknolojiye meraklı nesillerimiz ile potansiyeli açığa çıkarmak için gerekli adımları atmalıyız. Aile şirketlerinin, küresel GSYİH'sinin yaklaşık %70'ini oluşturduğu ve dünya iş gücünün %60'ını istihdam ettiği göz önüne alındığında, yapay zekanın potansiyelinden yararlanmayan aile şirketlerinin rekabetçi olamayacağını söyleyebiliriz’’ diye konuştu.
Türkiye Aile İşletmeleri Derrneği (TAİDER) Başkanı Fatma Olten, Türkiye’de toplam şirketlerin yüzde 92’sini oluşturan aile işletmelerinin 3. nesile geçme oranının sadece yüzde 9 olduğunu vurgulayarak, bu yüzden aile işletmelerinin dinamiğine önem verilmesi gerektiğini açıkladı.
Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Başkanı Dr. Tamer Saka ise, şirketlerde kurumsallaşmayı arttırmak için 20 yıldır faaliyet gösterdiklerini belirterek, ‘’Eğer kişi başı milli geliri 20 bin doların üzerine çıkarmak istiyorsak, yeni hikayeler yazmalıyız. Aynı şeyleri yaparak başaramayız. Kurumsal yönetim odaklı iş modeline ihtiyacımız var’’ dedi.
STRATEJİK SEKTÖRLER VE BAĞIMSIZ DİJİTALLEŞMEYE İHTİYAÇ VAR
İstanbul Ekonomi Araştırma Yönetici Ortağı ve TKYD Ekonomi Danışmanı Can Selçuki ise yaptığı sunumda şunları söyledi; ‘’Trump mevcut ve süregelen gelişmelerin son uygulayıcısı. Ülkeler artık politikalarını ekonomik güvenliğe göre belirliyor. Herkes stratejik otonomi ve kendine yetebilmekten söz ediyor. Sadece mali istikrar değil, stratejik sektörler ve dijital bağımsızlık kanunları ön olanda. Dünya nüfusundan da ekonomisinden de yüzde 1 pay alıyoruz. 2011’den beri ülkemizin verimliliği artmıyor. Ar-ge ve inovasyona gereksinim olduğunu herkes biliyor. Eğer kurumsal yönetim kurulları ve buna bağlı kalite artışı sağlarsak verimlilik de artar.