Basın Yayın ve Posta Çalışanları Mücadele Platformu, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. Platform, toplu sözleşme görüşmelerinin bir “tiyatroya” dönüştüğünü savunarak Hakem Heyetinin belirlediği zam oranlarının kamu emekçilerinin yaşam koşullarını karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı.
Açıklama, “BASINA VE KAMUOYUNA!” başlığıyla kamuoyuna duyuruldu.
“Toplu sözleşme bir tiyatroya dönüştü”
Platform, Hakem Heyetinin belirlediği zam oranlarını şu ifadelerle eleştirdi:
“2026 yılının ilk altı ayı için %11, ikinci altı ayı için %7; 2027 yılının ilk altı ayı için %5, ikinci altı ayı için %4 artış kararı netleştirilmiştir.”
Açıklamada Memur-Sen ve Kamu-Sen’e “hakem heyetine üye vererek sürecin önünü açtıkları” gerekçesiyle tepki gösterildi. Platform, “ÜYEMİZİ GERİ ÇEKTİK!” açıklamasının kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığını savundu.
“Sorunlar Meclis'te tartışılabilirdi”
Platform, hakem heyetinin toplanmaması halinde milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin sorunlarının TBMM’de tartışılabileceğini belirtti.
Basın açıklamasının tamamı şu şekilde:
"BASINA VE KAMUOYUNA!
Basın Yayın ve Posta Çalışanları Mücadele Platformu olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri bir tiyatro oyununa sahne olmuş, tiyatronun son perdesinde Hakem Heyetince kamu emekçilerinin aylıkları
-2026 yılının ilk altı ayı için %11, ikinci altı ayı için %7,
-2027 yılının ilk altı ayı için %5, ikinci altı ayı için %4 artış kararı netleştirilmiştir.
Milyonlarca kamu emekçisini ve emeklisini aldatmak konusunda ustalaşmış Memur-Sen ve Kamu-Sen konfederasyonları ortak oldukları suçun bahanesi olarak kazanımlardan bahsetseler de ortada ne bir hak vardır, ne de kazanım. Hakem Heyetine üye vererek yeter sayıya ulaşmasını ve toplanmasını sağladıktan sonra milyonlarca emekçinin aklıyla dalga geçer gibi, “ÜYEMİZİ GERİ ÇEKTİK!” dediler.
Hakem Heyeti toplanmasaydı, 2.5 milyon Kamu Emekçisi ve 4.5 Milyon Kamu Emeklisinin sorunları TBMM çatısı altında tartışılabilecek, sorumluluk tek başına hükümetin sırtında olacaktı. Biz Basın Yayın Ve Posta Çalışanları Mücadele Platformu olarak kendi hizmet kolumuz çalışanları adına her iki yandaş konfederasyona soruyoruz;
-399 KHK’LI EMEKÇİLERİN YIPRANMA PAYI, YÜKSELME HAKKI, YAŞADIĞI SORUNLARIN
-İHS’Lİ EMEKÇİLERİN İŞ GÜVENCESİNİN, PERFORMANS SİSTEMİNİN, YEŞİL PASAPORT HAKLARININ
-TAŞERONLUK SİSTEMİ İLE EMEK SÖMÜRÜSÜNE DAYALI İSTİHDAM MODELİNİ
-ÖRGÜTLÜ OLDUĞUMUZ KURUMLARIN KRONİKLEŞMİŞ SORUNLARININ
-3600 EK GÖSTERGE HAKKININ MECLİSTE TARTIŞILMASINDAN NEDEN ÇEKİNDİNİZ?
BU VE DAHA BAŞKA SORUNLARIN KONUŞULMASINA, KAMUOYU GÜNDEMİNE GELMESİNE NEDEN MANİ OLDUNUZ?
TÜİK ‘in tartışmalı enflasyon verileri nedeniyle alım gücü günden güne erimiş, kamu emekçileri yoksulluk sınırının çok altında ücretlere mahkûm edilmiştir. Kamu emekçilerinin insan onuruna yakışır ücret talepleri karşılanmalı ve en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Emeklileri açlığa mahkûm eden politikalar sonucunda, emeklilik hayali korkulu bir rüyaya dönüşmüş, 65 yaşına kadar çalışmak artık bir tercih değil zorunluluk haline gelmiştir.
AZ KAZANANDAN AZ, ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ!
Bütçenin neredeyse %40’ı bordrolu çalışanlardan kesilen direk ve dolaylı vergiler ile oluşurken, bütçeden emeğe ayrılan pay %20’yi bile bulmamaktadır. Bizler adil bir vergi sistemi oluşturularak, ülke kaynaklarının hakça paylaşılmasını istiyoruz! 2025 yılı için kişi başına düşen milli gelirin 17.900 dolar olduğu bir ortamda; işçi, emekli ve emekçiler, milli gelirden hak ettikleri payları alamamaktadır.
DÜNYANIN 17. BÜYÜK EKONOMİSİ OLMAKLA ÖVÜNENLER, EMEKÇİLERE AÇLIĞI REVA GÖRÜYOR!
Ülkemizdeki dolar milyarderlerinin sayısının artarak 40 a yaklaştığı bilinmektedir. Bu da gösteriyor ki, milli servet mutlu bir azınlığın elinde toplanmaktadır. Bir avuç mutlu azınlık dışında kalan milyonlar ise açlığın ve sefaletin pençesine itilmiş durumdadır. Tüm bunlardan anlaşılıyor ki emekçiye ‘KAYNAK YOK!’ ama, sermayeye ‘HER TÜRLÜ KOLAYLIK VAR!’
Değerli basın emekçileri!
2000 Yılındaki ücretler, dönemin gram altın fiyatı üzerinden hesaplandığında; Bir dağıtıcı veya memurun temel ücreti ile 73 gram altın, bir mühendisin temel ücreti ile 93 gram altın alınabiliyordu. Bugün ise aynı ücretler ile ancak 10-15 gram altın alınabilmektedir. Rakamları eğip, bükemezsiniz! Gerçekler ortadadır! Her TİS Masası sonrası “MÜJDE! KAZANDIK!” diyenlere, emekçiler bu tablo üzerinden hesap sormalıdır! Ortada bir kazanımdan bahsedilecek ise, maaşları ve huzur haklarını üyelerinden bile saklayanların kazandığı açıktır. Kaybeden ise emekçiler, emekliler ve aileleridir.
LİYAKATSİZ YÖNETİCİLER, YETERSİZ ÜCRETLERİMİZİ BİLE, YÜK OLARAK GÖRMEKTEDİR!
Aylardır PTT için bir yapılanmanın planlandığı, bu yapılanmanın kurum zararını azaltma amaçlı olduğu ve kurum emekçilerinden bazılarının başka kurumlara geçirilmesinin planlandığı söylentileri dolaşmaktadır. Dedikodu şeklinde kulaktan kulağa yayılan yalan yanlış söylentiler yerine kurumsal açıklamalar ile sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekliliğini yineliyoruz!
GÜNÜ KURTARMA DERDİNDE OLANLARIN ELİNDE, 184 YILLIK TARİH ÇÖKERTİLİYOR!
Anonim Şirket olduktan sonra zarar üstüne zarar açıklayan PTT’nin mali tablosu her geçen gün daha kötüye gitmektedir. Bu karanlık tablonun müsebbibi biz emekçiler değiliz. İnsanca yaşamaya yetmeyen ücretlerimizi yük olarak gören muktedirler, kamuya ait olan taşınmazları satarak, PTT’yi ve geleceğini yok etmektedirler. Taşıma suyla değirmeni döndüremezsiniz! Bu yangını da söndüremezsiniz! PTT’nin kronikleşen sorunlarına neden olanlar, sorunlara çözüm üretemezler! Önce bu anlayışın değişmesi ve nitelikli kamu hizmeti anlayışına geri dönülmesi gerekmektedir.
GREVLİ GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME YASASI OLMADAN, KAZANIM MÜMKÜN DEĞİLDİR!
Kamu emekçileri artık TİS Masasına gerçek sendikaları oturtmalıdır. Yıllardır masada oynanan bu oyuna da, güdük 4688 Sayılı toplu sözleşme yasasına da karşı çıkmalıdır. Grev hakkının kanuni güvence altına alındığı, her emekçinin iradesinin temsil edildiği gerçek bir sendika yasası için mücadele etmeden emekçiler mevcut haliyle bu masada neyi, ne kadar kazanabilir?
- Kamu emekçileri olarak sermayeden yana değil emekten yana bütçe talebimizi yineliyoruz.
-Her şeyin pahalı, emeğin ucuz olduğu bu sistemi kabul etmiyoruz.
- Vergide adalet istiyoruz!
-Seyyanen verilen ödemenin kök maaşlara yansıtılarak emeklilikte hak kaybının önlenmesini istiyoruz!
- İnsan onuruna yakışır bir ücret istiyoruz!
-Güvenceli iş ve güvenli gelecek istiyoruz!
Basın toplantımız sona ermiştir, hepinizi Basın Yayın ve Posta Çalışanları
Platformu adına saygıyla selamlıyorum.
BASIN YAYIN ve MÜCADELE PLATFORMU"





